Serhat Şeftali - Zaman Ailem- (23.09.2006 Sayı 198)
İmsak kelime olarak “tutmak” demek. İmsak vakti de aslında “eline, beline ve diline” hakim olmanın vakti. Orucu, âzâlarımızla tutarız; ama aslına bakılırsa oruç bizzat azalarımızı “tutar”. Onlarla günaha girmemize engel olur. Cennetlere layık bir hâl üzereyken, yanıp şaşırıp da kazanma kuşağında kaybetmemize perde olur.
Oruç nefsin körüklediği kötülüklere karşı zırhtır, kalkandır. Orucu gözümüzle de tutarız ve oruç gözümüzü tutar. Orucu dilimizle de tutarız ve oruç dilimizi de tutar. Elimiz, ayağımız ve en önemlisi kalbimizle tutarız orucu ve oruç tüm bu azalarımızı sımsıkı sarar, ilahi rahmetle koruma altına alır.
Sadece aç kalmak değildir oruç. Aç kalıp da eziyet çekmek de değildir. Sürekli baş kaldıran, kendi başına hareket etmeye çalışan, hâlâ “rububiyet” iddiasında olan, fırsat buldukça “ayrılıkçılık” yapmaya çalışan nefsin terbiye edilmesi, teslim bayrağını çekmesi gereken bir zaman dilimidir. (Bu nefis de, başkalarının değil, bizzat bizim nefsimizdir!)
Orucun en önemli hikmetlerinden biri de açlık ve sıkıntı içinde olan bütün Müslüman kardeşlerimizin acılarını hissetmek, onların sıkıntılarını paylaşmaktır. Mümin olarak ilgi alanımızı daraltmamalı, tüm İslam milletine duacı olmalı, belaların kalkması için dua etmeli, tüm Müslümanların dertleriyle dertlenmeliyiz.
Maddi imkânlarımız sıkıntı içindeki tüm Müslümanlara el uzatmamız için yeterli olmayabilir. Ama hiç olmazsa düşünce ve ilgi sınırlarımızı, dua iklimimizi daraltmamalıyız.
Dünyanın her neresinde olursa olsun bütün Müslümanlar bizim kardeşimizdir.
Ramazan’a yine acılar ve sıkıntılarla giriyoruz; ama ümitsizlik yok. Çünkü her gecesini Kadir bileceğimiz, hadis-i şeriflerin ifadesiyle duaların ve göz yaşlarının en önemli şifre, mü’minin en büyük silahı olduğu anlar idrak edeceğiz. Müjdelerle ümitvarız ve onlara sarılacağız.
İmkanı iyi olanların zor durumdakilere yardım etmesinden hadis-i şeriflerin ifadesiyle ancak şeytanlar hoşlanmazmış. Verilmemesi için her gerekçeyi kalplerde oluşturmaya çalışırlarmış. Evet, demek ki, mü’minlerin her türlü imkansızlığa rağmen dayanışması huzursuzluğa yelken açmış bu gibi “canlıların” da normal olarak rahatını kaçırıyor. Bu mübarek ayda onları üzmeye devam etmekte fayda var değil mi?
Ramazanınız kutlu olsun.