Osman Erol / Sri Lanka - Zaman- (30.12.2004)
Udawwu, Sri Lanka dilinde yardım edin anlamına geliyor. Artık bu kelime anlamını kaybetmiş. Yardım çağrısına kimse kulak asmıyor.
Herkes kendi derdine düşmüş. Her yer su, her şey ıslak. İnsanlar 4 gündür ayakta. Uyku yok. Karmaşanın içinde dolaşırken ‘udawwu' kelimesi sık sık kulağınıza geliyor. İlaç, su, yiyecek sıkıntısı çekiliyor. Bulunan yegane yiyecek Hindistan Cevizi.
Sri Lanka’nın güneydoğusunu Hindistan Hava Kuvvetleri’ne ait bir helikopterle geziyoruz. Otoyollar kapalı, trenler; raylar dev dalgalarla yerinden söküldüğü için çalışamıyor. Cesetler toplu mezarlara gömülüyor. İnsanlar dalgalar ilk geldiğinde önemsememişler. İkinci dalgadan sonra felaketle karşı karşıya olduklarını anlamışlar. Dalga sesini uçak gürültüsü zannedenler olmuş. Fakir insanlar, evleri de yıkılınca her şeylerini kaybetmiş durumda. İnsanlar artık burada yaşamak istemiyor. Havaalanları ve hastaneler tıklım tıklım, turistler ülkelerine geri dönmek istiyor.
Ülkenin Vavuni şehrinde 5 bin kişilik çadırkent kurulmuş. Türkiye'den de yardım geliyor. Kocaeli'nde yaşanan 7,4'lük depremden sonra kurulan GEA Arama Kurtarma Ekibi, 6 kişilik medical ekiple bölgede. Herkes, her ülke kayıplarını arıyor. Bölgeye gelen arama kurtarma ekiplerinin yapacağı bir şey kalmamış. Çünkü deprem bildik görüntülerin aksine doğrudan ölümü bırakmış sahillerde. Kayıplar arasında Türkler de var. Sayıları şimdilik beş. Burada en kıymetli şey cep telefonu. Bir çok insan yaşadığını bu cihazlarla haber vermiş. Bodrum'dan gelen Birol Kaya bunlardan biri. Elinde sıkı sıkıya tuttuğu cep telefonundan başka bir şeyi kalmamış. Karşıyakalı eski basketbolcu Kaya tatil için gelmiş. Felaket anını şöyle hatırlıyor: "Koşmaya çıktım, dalgalar geliyor. Arkadaşlar denize girelim demişti. Ben girmedim. İnsanlar şok halinde."
Bugüne kadar geçimlerini sağladıkları mavi dupduru denizleri artık Sri Lanka halkı için korku ve ölüm demek. Nimai Situge, bütün yakınlarını ve evini kaybettiğini anlatıyor gözyaşları içinde. Eşi, çocukları artık elinde hiçbir şeyi yok. Yüreğindeki korku ve acı gözlerinden okunuyor. Zararın maddi boyutunu düşünenler de var. Zaten ülke ekonomisinin kötü olduğunu düşünen seyahat acenteleri, bundan sonra işlerin daha da kötüye gideceğine inanıyor.
Dün gün boyu helikopterdeydik. Adalar arasında mekik dokuduk. Büyük bir ada, sular yükselince adacık haline gelmiş. Belirli yerlere toplanmış gruplar görülüyor uzaktan. Yollar toplanma merkezi gibi. Helikopterler inip kalkıyor. Bindiğimiz helikopteri Sri Lanka fahri konsolosumuz ayarladı. Ülkenin güney, kuzey ve doğusu tamamen yıkılmış. Sular içinde kalmış evlerin çatıları ve ağaçların tepeleri görülüyor yukarıdan bakınca. Bir an kendi odanız geliyor aklınıza.
Korku ve yorgunluğun verdiği bitkinlik içinde insanlar. Hayatta kalanlar su ve ekmek arayışında. Kuru hiçbir şey kalmamış. Yardım çadırları gelmeye başladı. Ama yetersiz. Burnu rahatsız eden pis bir koku var. Bu koku hiç de yabancı değil. Geçen sene bu vakitler İran'ın Bem kentinde, 1999'da Marmara'nın dört bir yanında duyduğumuz koku. Cesetler şişmiş. Kepçe ve dozerler toplu mezar kazıyor. Bir yakınının cesedini son kez görebilme umudu taşıyanlar toplanıyor çukurların başına. Dalgaların gelirken çıkardığı sesi unutamıyor insanlar. ‘Jet uçağının sesi gibiydi. Keskin bir uğultu.' diyor genç bir Sri Lankalı. Konuşturabildiğimiz insanlara göre ölüm, ikinci dalgayla gelmiş. Akıllardan ve ruhlardan silinmeyecek izler bırakıp gitmiş.
Deprem ve Tsunami'den Fotoğraflar
30.12.2004
Osman Erol / Sri Lanka
KIZILAY'IN YARDIM KAMPANYASINA KATILABİLİRSİNİZ
