Bu yıldızın arkasında Meyveş nine var!
25.08.2004 - 00:22 | Atakan E.  | Sevdiğim Yazılar  | 4 Yorum |  Tavsiye Et

Hakan Yılmaz - Zaman Turkuaz - (22.08.2004)

Hayalet uçaklarının tasarımı, Harpoon füzesi, Apollo 12 gibi NASA'nın çok sayıda bilim projesinde yer alan Alaaddin Yıldız'ın asıl ünü kendi adını taşıyan ‘Yıldız Number' (Yıldız Sayısı) adlı formülden geliyor.

Bu buluşu bilim adamları tarafından ‘Einstein' in izafiyet teorisi kadar önemli sayılan 82 yaşındaki Yıldız, San Diago'da yüksek korumaya sahip bir apartmanda oturuyor. Hayatı boyunca hiç evlenmediğini okuyunca sakın 'her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır' tezinin güme gittiğini sanmayın. Aksine anneannesi Sürmeneli Meyveş Nine olmasaydı ünlü fizikçi Stephen Hawking'in ifadesiyle “insanlığın uzay keşfindeki en büyük dayanak noktalarından birisi olan Yıldız Sayısı” belki de hiç bulunmayacaktı. İşin ilginç yanı ise bugün Meyveş Nine'nin ünü çoktan Alaaddin Yıldız'ı geçmiş durumda. Bugün San Diago'da adına vakıf bile kurulan Meyveş Nine, bu ününü hayatı boyunca hiç hastalanmamasına borçlu. Yıldız’ın 1994'te Los Angeles'taki dünyanın en büyük tıp araştırma merkezi 'City of Hope'da uzun ve sağlıklı yaşama konulu bir toplantıda anneannesinin adını zikretmesi, 1998 yılında onun adına bir vakıf kurulması ile sonuçlanmış. Yıldız, vakfı tanımlarken seçtiği kelimelere bile dikkat ediyor: "Eğer Amerikalıları bir ağaç olarak kabul ederseniz, bu vakfın üyelerinin hepsi bu ağacın en tepe noktasındaki kişilerdir. Hepsi kendi bilim dalında bir otoritedir. Düşünün ben bile kendi anneannemin vakfına üye olamıyorum. Örneğin, Stephen Hawking bu vakfın üyelerinden birisi. Amerika kanunlar ülkesidir. Asla kanunu aşamazsınız. Sokak kesip etkinlik yapmak önemli bir olaydır. Bu vakfın etkinliklerini rahatlıkla sokaklara taşıyabiliyor.” Vakıf geçtiğimiz günlerde San Diago'da yeni bir binaya taşındı. Amerika'nın çeşitli eyaletlerinde de şube açmaya çalışıyor. Yakın bir gelecekteki hedefi ise İstanbul'da bir büro açmak. Yakın bir gelecekte dünya çapında bir üne kavuşacak olan Meyveş Nine'yi torunu şöyle anlatıyor. “1965 yılında hayat gözlerini yumduğunda 130 yaşında idi. Öldüğü güne kadar tarlasında çalıştı. Okuma yazma bilmiyordu. Ancak ilçenin hastaları doktordan önce onun kapısını çalıyordu. Hastalara okuyor ve şifa dağıtıyordu. Birçok Sürmeneli onun elinde dünyaya gözlerini açtı. O birçoğu için ilçenin 'yaşlı ebe'siydi.Vejataryen olan Meyveş Nine'nin bir özelliği de her gün muhakkak bir elma yemesi idi.

Karadenizliler'in Amerika'da da hayli meşhur olduğunu biliyor muydunuz? Meraklanmayın ABD'nin binalarına ve müteahhitlik sektörüne damgalarını vurmuş değiller. Ancak Yağlıdere'den gidenlerin hikayeleri anlatıla anlatıla bitirilemiyor. Fakat bunların içinde bir Meyveş Nine öyküsü var ki bu kadını Amerikalıların bizden çok daha iyi tanıması başlı başına haber konusu. Zira Amerika'da Meyveş Nine adına kurulan bir vakıf bile var. Kıymeti ise neredeyse kendisine kutsallık atfedilecek düzeyde. Meyveş Nine adına kurulan vakfa öyle her önüne gelen üye olamıyor. Dünyanın en önde gelen saygın bilim adamları bu vakfın üyesi. Meyveş Nine'nin torunu Alaaddin Yıldız, Amerika'da tanınan bilim adamlarından biri. Meyveş Nine'nin büyük emekler verip yetiştirdiği Yıldız bile, ninesi adına kurulan vakfa üye olamıyor. Biz günümüzü bir yana bırakıp biraz gerilere doğru uzanalım ve hikayemize oradan başlayalım dilerseniz. 1969 yılında ‘Apollo 12' Cape Kennedy Hava Üssü’nden fırlatıldığında Amerika'nın uzaydaki hakimiyeti perçinlenmiş oldu. NASA, uzun ve başarılı geçen çalışmanın ardından sonuca ulaşınca projede yer alan gurur kaynağı bilim adamlarını tek tek basına tanıttı. Bu bilim adamlarının arasında bir de ‘Sürmeneli' vardı; Alaaddin Yıldız. Basın toplantıları ile duyurulmasa da NASA'da ‘Apollo 12' projesinin ardından birçok projenin altına imza atmaya devam etti Sürmeneli bilim adamı. Hayalet uçaklarının tasarımı, Harpoon füzeleri gibi NASA'nin birçok projesinde yer alan Alaaddin Yıldız'ın asıl ünü kendi adını taşıyan ‘Yıldız Number' (Yıldız Sayısı) adlı formülünden geliyordu. Fakat Yıldız'ın başarısının arkasında, onun pırıltısını gölgede bırakacak bir kadın var: Anneannesi Meyveş Hanım. 1998 yılında San Diego'da kurulan Meyveş Nine Vakfı, başta Amerika olmak üzere dünyanın dört bir yanında şubeler açmaya hazırlanıyor. Sadece seçkin ilim adamlarının üye olabildiği vakıf, yakın bir gelecekte Sürmeneli Meyveş Nine'yi dünya çapında bir üne kavuşturacak gibi görünüyor. 82 yaşındaki ünlü Türk bilim adamının, ‘kariyerinde hayati derecede pay sahibi olan' Meyveş Nine'sini anlatırken gözlerinden ona karşı duyduğu minneti okumanız mümkün. Çünkü okuması yazması olmayan bu köylü kadını, torunu Alaaddin'i eğitim alması için gurbet ellere gitmeye teşvik eden yegane kişi. İlerlemiş yaşına rağmen çocukluk yıllarını anlatırken zorlanmıyor Yıldız. Bütün çocuklar sokakta oynarken Yıldız'ın işi gücü eve elektrik tesisatı çekip, evdeki alet edevat ile icat peşinde koşmakmış. Meyveş Nine biraz da torunundaki bu yeteneği anlamış olsa gerek, lisenin son sınıfında iyi bir eğitim alması için onu Erzurum'dan Trabzon'a getirtmiş. Liseden sonra da torununu İstanbul'da mühendislik okuması için teşvik etmiş. Cebinde kendisini yalnızca birkaç ay idare edebilecek parayla İstanbul'a gelen Yıldız, imtihan tarihini de kaçırınca çareyi mühendislik yerine tıp fakültesine girmekte bulmuş. Kendisi ile röportaj yaptığımız tarihî Tahtakale Hamamı'nın içinde İstanbul Cafe'de oturduğu yerden yorgun parmakları ile hamamın girişini göstererek üniversite eğitimi için verdiği çabayı şöyle aktarıyor: "Geri dönmek büyük bir onursuzluk olurdu benim için. Sınavı kaçırdım diyemezdim. Tıp fakültesine girdim. Param olmadığı için geceleri bu hamamın dışında sabaha kadar otururdum. Sabahları okula gider akşam da Adalar Vapuru ile birkaç tur atarak uykumu almaya çalışırdım. Kışın soğuk zamanlarında üşümemek için Taksim'e kadar gidip gelirdik arkadaşlarla. Ertesi sene hamallık yaparak bir miktar para kazanıp Tarlabaşı'nda bir odaya yerleştim."

Yıldız, hayatının en sıkıntılı yıllarını hiç de sıkıntı çekmiş gibi aktarmıyor. "Keşke o yıllara tekrar dönebilsem. Hamamın önünde beraber sabahladığım o saf, yiğit Anadolu gençlerini çok özlüyorum." diyor. Aslında bu yıllar sadece Yıldız için değil bütün dünya için çileli yıllar olmuş. Çünkü bu yıllar, II. Dünya Savaşı'nı başlatmış Alman ordularının dünyayı kasıp kavurduğu bir dönem. Artık çileli hayatı canına tak etmiş olan Yıldız, Almanya'da iş bulmak ümidiyle soluğu tren garında almış. Bütün parasını pasaport işlemleri ve vize için harcadığından bileti ancak Çekoslovakya'ya kadar alabilmiş. Çekoslovakya'da trenden inen Yıldız, bu sefer de Almanya'nın hastane şehri olan Dresden'e giden bir yük trenine gizlice kapağı atmış. Almanya'da trenden inince hemen ‘Araştırma Hapishanesi'ne götürmüşler.

"Savaş zamanı ölmekten korkmadınız mı?" sorusuna "Zaten yaşadığımız hayat ölümden beterdi." diye cevap veriyor Alaaddin Yıldız. Alman askerleri Yahudi avında oldukları için önce kafatasının ölçülerini almışlar. Ardından bir imam getirerek ‘Müslümanlığını' test etmişler. Yıldız, testi geçtikten sonra kendini hastanede çalışırken bulmuş. Hastanenin en güzel odasını kendisine tahsis etmişler. Kendi tabiriyle bu ‘muhteşem' hayatı meşhur bombalama hadisesi ile sona ermiş. Hadisenin vahşetini dudakları titreyerek anlatıyor: "Almanların çok güçlü bir uçaksavar sistemi vardı. Ancak Dresden bir hastane şehri olduğu için bombalanmayacağı düşünülerek uçak-savar sistemi kurulmamıştı. Önce birkaç uçak geldi. Bombaları yağdırıp gitti. Meğer bunlar öncü imiş. Sonra gökyüzü savaş uçakları ile doldu. Bütün şehri bombaladılar. Bu hadise Hiroşima'dan daha vahimdir. 500 bin kişi öldü. Asıl ölüm olayları bombalamanın ardından, sığınaklarından çıkan insanların üzerine yıkılan duvarlarla gerçekleşti. Sığınak yerine hastanede olsaydım ben de ölmüştüm." Alaaddin Yıldız, hayatını etrafı açık alan yüzme havuzlarının bulunduğu bölgeye giderek kurtarmış. Savaşın bitmesine yakın Fransa'ya gitmiş. Burada Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenim hayatına devam eden Yıldız, ardından rüyalar ülkesi Amerika'ya gitmenin yollarını aramaya başlamış. Hiçbir şekilde vize almayı başaramayınca çareyi bir gemiye gizlice girip New York'a doğru yola çıkmakta bulmuş. Ancak Amerika'ya ayak basar basmaz hapse atılıp tekrar uçakla Paris'e geri gönderilmiş. Amerika'ya gidemeyen Yıldız, tekrar Almanya'ya dönerek Berlin Teknik Üniversitesi'nde mühendislik eğitimini tamamlamış. Burayı bitirince de Siemens'e geçmiş. İşte o ‘Yıldız Sayısı' dediği ünlü formülü bulmak da burada nasip olmuş Sürmeneli bilim adamına.

Başlangıçta kimse erkenden ısınan makinelerin soğutma sistemlerine yönelik Yıldız'ın kafasından geçen projeye inanmamış. Bir odada toplanan Siemens'in mühendislerinden bazıları daha ileri giderek kendisine "Şarklı üçkağıtçı" diye bağırmış. Fakat Yıldız kimsenin aklından geçmeyen bir şeyi; hararet intikali ilmini akışkanlar mekaniği ile irtibatlandırarak yaptığı araştırmalarda çok başarılı olmuş. 1962 yılında Almanya'da Siemens bilimsel araştırma laboratuvarlarında bilinen mekanik yasa ve denklemleri altüst ederek balistik füzeler için bulduğu, daha sonraları astronotlar için uzay tıbbında kullanılan ve kendi adını taşıyan ‘Yıldız Number' adlı formül, bugün John Waddell, Stephen Hawking'in de aralarında bulunduğu bilim adamları tarafından evrenin sırrını çözmek için kullanıyor. Birleşik alanlar teorisini ispat etmede kullanılan formül, ABD'nin resmi arşivi DataCore'da da yer alıyor.

Bu buluşunun füze teknolojisinde ve uzay tıbbında kullanılması kendisine Amerika yolunu da açmış. Resmi davet ile 1967'den itibaren NASA'da çalışmaya başlamış. Yıldız, halen San Diego'da yüksek derecede koruma altındaki bir sitede yaşıyor. Bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor. ‘Apollo 12', ‘Hayalet Uçak' ve ‘Harpoon Füzesi' kendisinin zikrettiği NASA'da yürüttüğü bazı projeleri. Çalıştığı projelerin hassasiyeti yüzünden NASA'da çalıştığı dönem ile ilgili fazla konuşmuyor. Gizliliğe bir de tevazu eklenince yaptığı işlerle ilgili ağzından laf almak zorlaşıyor. Ancak akışkanlar mekaniği ile tıbbı bir arada toplayabilen dünyadaki tek bilim adamı olduğunu söylemekten kaçınmıyor. Ömrünün bu son deminde Yıldız'ın en büyük hedefi İstanbul'a gelip yerleşmek. Son yıllarını çok sevdiği vatanında ve akrabaları ile geçirmek istiyor.

Stephen Hawking bile nineyi tanıyor

Alaaddin Yıldız'ın daha genç bir delikanlı iken İstanbul'a okumak için gelirken Mehveş Ninesi ile ayırdığı yolları bu sefer Los Angeles'taki 'City of Hope' adlı bir araştırma merkezinde tekrar birleşmiş. Yıldız, 'City of Hope'u "Burası Amerikalıların dahi fazla bilmediği bir yerdir. Fakat burası tıp araştırmaları yönünden dünyanın en büyük merkezidir." şeklinde tanımlıyor. Burada üzerinde çalışılan en önemli konulardan birisi de yaşlılık. Yıldız, yaşlıların sağlık harcamalarının çok yüksek bütçelere mal olduğunu ve bu yüzden yaşlılık üzerine yapılan araştırmalara hem hükümetin hem de sigorta şirketlerinin büyük paralar ayırdığını aktarıyor. Yıldız, araştırmaların gayesinin uzun ve sağlıklı yaşamı sağlamak olduğunun altını çiziyor. Çünkü yapılan araştırmalara göre yaşlı nüfusunun yüzde 99'u ızdırap çekerek ölüyormuş. 1994 yılında bu merkezde yapılan arkadaş sohbetlerinin birinde Yıldız, anneannesinin uzun ve sıhhatli yaşadığından dem vurarak şunları söylemiş: "Meyveş Ninem hiç hasta olmadı, hiç ilaç kullanmadı. 130 yaşına kadar sıhhatli bir şekilde yaşadı. Sürekli tarlasında çalışırdı." Bu sözleri duyan bazı bilim adamları UFO'lu olduğunu iddia etmiş. Daha Cyber Fest Grubu adlı bir grup, Meyveş Nine'nin mezarına gelerek onu 'Universal Mother' ilan etseler de dönemin Refah Partili belediye başkanından Sürmene'ye Meyveş Nine adına bir anıt mezar yapmak için izin alamamış. 1998 yılında da Meyveş Nine adına bir vakıf kurulmuş. Yıldız, bu vakfın üyelerini tanımlarken seçtiği kelimelere bile dikkat ediyor: "Eğer Amerikalıları bir ağaç olarak kabul ederseniz, bu vakfın üyelerinin hepsi bu ağacın en tepe noktasındaki kişilerdir. Hepsi kendi bilim dalında bir otoritedir. Düşünün ben bile kendi anneannemin vakfına üye olamıyorum. Örneğin, Stephen Hawking bu vakfın üyelerinden birisi. Amerika kanunlar ülkesidir. Asla kanunu aşamazsınız. Sokak kesip etkinlik yapmak önemli bir olaydır. Bu vakıf, etkinliklerini rahatlıkla sokaklara taşıyabiliyor." Vakıf geçtiğimiz günlerde San Diago'da yeni bir binaya taşındı. Amerika'nın çeşitli eyaletlerinde de şube açmaya çalışıyor. Yakın bir gelecekteki hedefi ise İstanbul'da bir büro açmak.

130 yıl yaşadı hiç hastalanmadı

Meyveş (Morçol) Nine 1835 yılında Sürmene'de dünyaya geldi. 1965 yılında vefat edene kadar hiç hastalanmadı. Öldüğü güne kadar tarlada çalıştı. Okuma yazma bilmiyordu. Ancak ilçenin hastaları doktordan önce onun kapısını çalıyordu. Hastalara okuyor ve şifa dağıtıyordu. Birçok Sürmeneli onun elinde dünyaya gözlerini açtı. O birçoğu için ilçenin 'Zahra Mahallesi'nin kaleden yukarıdaki bölümünde oturan yaşlı ebe'siydi. Eğitime meraklıydı ve bu yüzden torunlarını hararetle okumaya teşvik etti. Vejetaryen olan Meyveş Nine'nin bir özelliği de her gün muhakkak bir elma yemesiydi.

Yıldız number nedir?

Alaaddin Yıldız mekanik güçler ve vücut yapıları arasındaki ilişkinin bir bilim dalı haline gelmesine öncülük yapan bir bilim adamı olarak tarihe geçti. 1962 yılında Almanya'da Siemens bilimsel araştırma laboratuvarlarında bilinen mekanik yasa ve denklemleri altüst ederek balistik füzeler için bulduğu ve kendi adını taşıyan 'Yıldız Number' adlı formül, bugün John Waddell, Stephen Hawking'in de aralarında bulunduğu bilim adamları tarafından evrenin sırrını çözmek için kullanıyor. İlk olarak astronotların kan dolaşımını uzaydaki basınca uyarlamada yararlanılan ünlü formül, ABD'nin resmi arşivi DataCore'de şöyle aktarılıyor: Dönerek fırlatılan ve kesitleri daire şeklinde olan cisimlerin etrafında meydana gelen hudut tabakası bir kritik hızdan sonra mekanik yasa ve denklemlere uygun olmayarak stabilize şekle girmiştir. Bu beklenmedik görüntünün 'Reynold Numarası'na tabi olmayıp, Dxomega'nın karesi/g matematiksel ifadesinin bir fonksiyonu olduğunu Dr. Yıldız kanıtlamıştır. Bu formülde omega, açısal hız; g, evrensel gravitasyonel faktör; d ise arbitrary (keyfi) çap olup bu boyutsuz ifadeyi büyük bilim adamı Prof. Dr. Hermann Schlichting 'Yıldız Sayısı' olarak adlandırmıştır. Uzun zamandan beri havacılık ve uzay teknolojisinde uygulanan yıldız sayısı, içerdiği omega ve g faktörleri itibarıyla pilot ve astronotların fizyolojik deveran sistemleri, vücut ve beyin labirentlerindeki sıvılara yaptığı ciddi etkiler yönünden havacılık ve uzay tıbbında aynı zamanda büyük önem taşımakta ve ilgililer tarafından bilinip uygulanmaktadır. Fakat son yıllarda kainatın sırrını çözmek için kozmos ve atomik alanlarda, Newton ve Einstein'ın gerçekleri üzerinde bilimsel araştırmaları içeren birleşik alanlar teorisinde yıldız sayısı, en önemli faktör olmuştur."


YORUMLAR :  4 Yorum yapıldı.
Ortalama Puan=4,8  
1 - mahmut sünnetci ( 4 Puan )
02.11.2008 16:06:50
onun şu anda yaşamını sürdürdüğü huzur evinde 1.5 yıldır çalışmaktayım hakikaten fikirlerinden ve çalışmalarından yararlanılması gereken deyerli bir insan yuarda burda çalıştığını söyleyerek youm yapan taylan sensiz isimli kişi bu huzur evinde çalışmamaktadır yorum yapanların dikkatine bu şahsın burada yaşadığını yetkililere bildirmeli çalışmalarından faydalanılmalıdır
2 - taylan sensiz ( 5 Puan )
19.07.2008 14:02:33
evet alaeddin bey su an benımde calısdıgım bır huzur evınde yasamaktadır.fakat kendısını buraya kendı ıstegı dısında kardeslerının bırakdıgını soylemektedır.ve onunla her muhabbet edısımızde yıne o uztun zekasını kullanıp bılım adına bıseyler yapmak ıstedıgını belırtır bana.bence boyle bır degerlı ınsanı burda tutmamalıyız.yetkılılerın bır an once bu konuda bıseyler yapması gerekıyor.
3 - muzafffer ahmet ( 5 Puan )
29.03.2008 17:37:41
suan bır huzur evinde yaşıyor..bu değerlerin kaybetmemeli sahip çıkmalıyız.
4 - MURAT EFE ( 5 Puan )
21.01.2008 10:39:30
Bu derece büyük bir bilim adamının Türk olması gurur verici,fakat bizim onu bu derece bilmiyor olmamız da büüyk bir fiyasko.Bu yayını yapanlara ve bize tanıtanlara teşekkürler.


YORUM YAZIN
Adınız Soyadınız
 
e-Posta
Verdiğiniz Puan
Yorumunuz
Beni Hatırla
Güvenlik Numarası
Güvenlik numarasını giriniz
Son Yorumlar
LanédLy_qiS 02/12 20:43
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Kazım Fatih Özçelik 24/11 01:07
Gelmek istemeyeni zorlama, gitmek isteyeni tutma...
Zeynep Demirel 17/11 15:31
Şimdi yakalicim seniiii!
E.AKBAŞ 08/11 23:49
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Fatih Küçükbaltacı 07/11 15:50
Kullanıcıya sabunun yerini öğretmek.
safa kağnıcı 06/11 08:12
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
mahmut sünnetci 02/11 16:06
Bu yıldızın arkasında Meyveş nine var!
Taner YILDIZ 31/10 22:10
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
zeyno 31/10 18:33
Menan Cinleri
Fatih Özçelik 25/10 02:59
İnternet girişimleri ve yatırımlar üzerine Burak Büyükdemir ile bir seminer
Son Foto Yorumlar
sülamettin 02/12 18:22
Yerebatan Sarnıcı
selma 29/11 18:10
Yerebatan Sarnıcı
Bilge Özer 26/11 17:50
Yerebatan Sarnıcı
bilge özer 26/11 17:48
Yerebatan Sarnıcı
okan genç 23/11 15:46
Atatürk'ün Evi
ahmet  21/11 22:51
Halikarnas Mozolesi
KARA BEYAZ 21/11 19:19
Yeşil Türbe
asena kutsal 21/11 18:36
Halil-ür Rahman Camii ve Balıklı Göl
asena kutsal 21/11 18:30
Büyük Postane
ömer nar 16/11 21:11
Atatürk'ün Evi
Yazarlar
Blog Arşivi