Herşey kredi kartı borcumun son ödeme gününde son dakika da olsa ATM'den para yatırmak için Ümraniye YapıKredi'ye gitmem ile başladı...
İlk gün:
Şifreyi girdim, kredi kartı borç ödeme menüsüne dallandım, tekrar şifre sordu. "2. bir güvenlik mi? Yoksa halen Koçbank-YapıKredi birleşmesinin bir ucu mu?" derken şifremi kabul etmedi. "Allah Allah ne oldu ki şimdi?" deyip tekrar denedim, gene yanlış dedi. Kart içerde kalmasın deyip arabaya geri döndüm.
Döndüm de borç yatmadan kaldı, "dur bir daha deneyeyim" diyerek son bir deneme gerçekleştirdim, gene şifremi kabul etti, gene şifremi bir menü sonra yeniden sordu, gene kabul etmedi ve "Kartınızın şifresi kapatılmıştır" mesajını gözümün içine sokuverdi. Biraz sonra jeton düştü, eski şifremi giriyordum ama 1. girişte kabul ettiği için anlamıyordum. Aslında 1. şifre sorma ekranı tamamen aldatmaca idi. Yapacak tek şey vardı, bankayı aramak, ama gece 23:30 cep telefonumun pili bitik, durum zor, faiz yakınken rotayı eve çevirdim.
Telefona çıkan müşteri hizmetleri görevlisi (agent deniyor hani), "Merhaba Atakan bey bilgilerinize şuan erişemiyoruz" (bunu da hiç anlamamışımdır, kredi kartı numaramı girince ismimi biliyorsunuz?) sonra arayın yardımcı olalım deyiverdi, bende iyide bu kartın faizini siz mi ödeyeceksiniz sorusu ile voleyi vurdum. Kaleci sağlam, yarın öderseniz faiz işlemeyecek uzattık süreyi diyerek karşıladı...
Yarın:
Günlük iş karmaşasına üşengeçlik de eklenince benim kart ödeme gene akşam 22:30 a sarkıverdi. Neyseki gündüz ha gayret deyip şifremi güncellemiştim telefon yardımı ile. Bu sefer bu işi bitiricem niyeti ile Ümraniye şubesine yanaştım, yanaşmam ile 1. şoku yemem bir oldu:
Daa daa daaaam!!! Va-daaaalar ekrana fırlar, seyircinin kafası karışır, tansiyon hafif yükselir: "merkez ile bağlantı yok"...
Hadi bakalım ver elini Atakent ATM. Oradaki ATM de pek bir yönlendirici "şubeden zarf alınız". Aferim diyerek Libadiye ATM'nin yolunu tuttuk. Varan 3, aynı yönlendiren hareket. Varanlar artar zaman daralırken Ziverbey, oradan Kuyubaşı, Evlendirme Dairesi, oradan Kadıköy merkeze ulaştık. Aklınızda olsun buraya kadarkiler ya bozuk ya zarf ile alıyorlar, genelde de zarfları olmuyor. Merkezde eskiden 3-5 tane vardı , şimdi 1 tane kalmış onunda nakit alan yerleri sakat. Tansiyon zaten yükselmiş, sular kaynama noktasına gelmiş sinir katsayısı yükselip film iyice gerilirken, arabayı Üsküdar'a çevirdik. ,

Üsküdarda iki tane YapıKredi ATM var, birisi Bankaların olduğu mekanda sinema girişinde, diğeri belediye önünde. Ama ne kısmet ve ne hikmet ise, her ikiside bizi reddetti. Komik mi, ironik mi? Düşünün ATM ye yaklaşıyorsunuz ve sürekli eliniz boşta kalıyor. Fredy'nin Kabusundamıyız?
Daha fazla dayanamayıp, sinirler gerilmiş, ama eşiminde telkinleri ile karşıdakine çıkışmadan derdimi anlatmaya çalışmak için hem bankayı aradım hem yola koyuldum, ne diyebilir ki karşımdaki?, yardımcı olmaya çalışacakmış. Ben bile buraları onun önündeki listeden daha iyi bilirim, bana yeni bir ATM yeri söyleyene kadar Bağlarbaşı'na geldik. "Tamam buldum" deyip onun verdiği adresi almayarak bankaya yöneldim, olgunluk mertebemi beğenip nakit kısmını açarak aldı paraları içeri. Kabus bitti, paralar gitti.
Reklamın kötüsü olmaz derler, buyrun reklamlara, okuyalım öğrenelim...
Hadi siz oraları iyi biliyorsunuz da ya ben olsam ne yaparım diye düşündüm yazıyı okurken.
Müşteri ilişkileri call center falan filan hikaye tamameen göz boyamaca , insana kendinden başkası yardım edemiyor bu yazıda bunu tekrar gördük.
Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.