Bir iki gündür küçük musibetlerin arasında kaldım. Üzülmüyorum, bana birşeyler anlatıyorlar çünkü. "Ne bu mal senin, ne dünya sana kalacak, sadakanı ver ve daima Rabbine şükret ..."
25 Ocak 2005 Salı
Sarıgazi Belediyesine Telefon Belediyeciliği kurulumuna gittik. Sarıgazi dediğimiz yer Ümraniyeye bağlı bir belde. Arabayı belediye binasının önündeki ara yolda bıraktım (herkesin yaptığı gibi)
Yapılacak iş zor değildi, zaten kurulu olan sistemi Linux uzerindeki INFORMIX veritabanı ile konuşur hale getirmek ve borç bildirim programını ayağa kaldırmak. 4-5 saatlik uğraş sonunda INFORMIX ile ODBC üzerinden konuşmamız boşa çıktı, çünkü "i" harfine takıyordu. Bugün tekrar uğraşacağız bakalım...
İşin yoğun olduğu vakitte arabaya gidip birşey almam icab etti. Önce sol arka tekerin oradaki küçük tuğla parçasını farkettim. Acaba birisi parkettiğim yere kızdı da bunu mu koydu dedim.
Sonra ise arabının sol tarafındaki geri kalan parçaları farkettim. Bir şekilde arabanın sol yanına düşüp 2-3 yerde ufak tefek hasarlar vermişlerdi. Sol ön kapı, sol arka kapı, sol ön teker üstü, sol ön çıta (kapı ile ön cam arasındaki direk) , sol ön cam ve sol ayna. (Şimdi düşündümde epey bir sol yapmışız ;)
![]() |
![]() |
Başta moloz taşıyan bir kamyonun arabanın bulunduğu sokağa dönerken çukur vs ye düşüp farketmeden üzerine taş düşürdüğü idi. Bu tez kafama epey yatmıştı. Belediyeye geri dönüp önce güvenliğe durumu belirtip polis çağırabilir miyiz dedim. Meğer Jandarma bölgesi imiş. Aradı ama Jandarma Trafik telefonları açılmadı. İçeri girdim geri kalan işleri patron uzaktan bağlanıp halletmeye çalışırken fotoğraf makinesini alıp arabanın yanına döndüm.
![]() |
![]() |
![]() |
Önce fotoğrafları çektim, gerçi arabanın pisliğinden izler zor görünüyordu ama olsun, elimde kanıt olsun dedim. Sonra servisimi aradım durumu belirttim, bir süre sonra usta geri aradı, Jandarmayı arayın bir daha , gelmezlerse beyan usulü yaparız dedi.
Jandarmayı aradık, cep telefonumu adımı aldılar, başladık beklemeye. Bekle bekle gelmeyince mecburen eve gideyim dedim. Tam arabaya binince, bir bayan gelip burada belediyenin araçları yol kenarındaki toprakları (moloz) alıyorlardı , biz evin önünde gördük hepsini, kamyona koyarken bir kısmı buraya düştü geldim baktım dedi. (Bu arada kocası camdan çıkmış ismini söyleyerek napıyorsun gel buraya diyordu, ilginç diye düşündüm). Hem yapacak birşey yoktu hem de kocası iyice kadına kızmasın diyerek teşekkür ederim dedim, hayırlısı buymuş diye ilave ettim.

26 Ocak 2005 Çarşamba
Sabah kalkınca birkaç fotoğraf daha çekip servisin yolunu tuttum. 637,12 YTL lik bir masraf çıktı. Sigortam 1500 YTL ye kadar hasarsızlık indirimini bozmadan kabul ediyormuş. Tek kötü yanı zabıt olmayıp beyan usulü yapacağımız için yazın yapılacak kaskoda mecburen aynı firmadan devam etmem gerekecek, diğer sigorta firmaları beyan usulü ile olan hasar için hasarsızlık indirimi kabul etmezler dedi arkadaş.
Herhalde bugün yarın gelirim diyerek ayrıldım iş yoluna doğru. Usta bunlar biizm için küçük işler demişti, herhalde aklıma takılmış, şimdi kaza yaparmışım gibi senaryolar geldi aklıma. Geldiler gittiler.
İş yerine gelirken ışıksız bir kavşak var, yol verme usulü insanlar geçiş yaparlar 3 yönden. Benim geldiğim ara yola bir otobüs dönüyordu, karşıdan bizim oraya girecek olan bekliyordu, ben ise karşı sola dönecektim ve otobüsün arkası boştu. Boştu ama görebildiğim yere kadar boşmuş. Bunu yola girdiğimde farkettim, artık geçmişti ve starex (di galiba) minibüse kafadan girmiştim. Verilmiş sadakamız varmış ki, sadece minibüsün tampon içeri göçtü, biraz da dışarı kaykıldı. Bizim arabanın tambonda ise bir miktar boya kaybı ve ezik bir plaka vardı. Arabadan inmeden sakin olmak gerektiği herşeyde bir hayır olduğu ve maddi şeylere takılmamak lazım gibi şeyler kafamdan geçti, söylenecek birşey yoktu ki.
İndim, karşı aracın şöförü (Tuncer Bey) biraz kızar gibi oldu ama özür dilerim deyip el uzatınca o da geçti gitti.
Önce polis gelsin dedik, beklemeye başladık, sonra polis gelse kafadan 70-80 milyon ceza ödeyeceğiz zabıtla uğraşacağız diye düşündük. Hasar 70-80 e zaten hallolacak bir durumdaydı. Kartımı verdim, banka hesap numarasını aldım. Bir aksaklık olmaz demi dedi, yok abi dedim, telefonumda adresim de burda. Plakayı da yazın dedim. Ayrıldık
![]() |
![]() |
İş yerine gelince inip fotoğraflarını çektim tamponunda, herhalde sol tarafı yaptırırken oraya rütuş yaptırırım cebimden.
Skype'da Ahmet abi ile kaza yaptığım hakkında konuşurken, her gün evden çıkarken okuduğum Ayetel Kürsiyi bugün okumadığımı farkettim...
troygift: yola cikarken muhakkak ayetel kursi oku
atakane: bak bugun okumadim evet
troygift: muhakkak
atakane: normalde her sabah evden cikarken okurum
atakane: onu dusunmemistim , tesekkurler (F)
troygift: ben 100% bir olumcul kaza atlattim. o TIR hala o yagmurda durabildide beni ezmedi diye sasarim.
troygift: acildeki musluman doktor evden cikarken birsey okudunmu demistide ayetul kursi demistim.
troygift: cok onemli.
troygift: o Kuranin ve sadakalarin hurmetine cok az hasarla ben atlatmistim hemde otobanda atakane: evet abi, kesinlikle. ben evde kalanlar icin okuyorum normalde
atakane: belliki bana da etkiliymis
troygift: diteksiyona yapistir, hatirlarsin
atakan
26.Ocak.2005
Allah'a şükür tatlılıkla bağlandı olay. 1000 YTL ye yakın masraf çıktı ama hem belediye suçunu kabul etti, hem kasko gerekli hasar ödemesini kabul etti.
adamın biri gitmiş bir millipiyango bileti almış
sonra geceleri uykusu kacmış haram diye paraya dokunamamış düşünmüş bir cıkış aramış.
En sonunda parayla bir cami yaptırmaya karar vermiş.Üzerindeki kul hakkından kurtulmanın
rahatlığıyla uyumuş....
Gorusmek uzere.... Receppp
Atakanın durumunda sonuçta olay tatlıya bağlandı ve bir tartışma ortamı oluştu ve ben kendim için konuşuyorum birşeyleri hatırlamama yardımcı oldu.
Allah bizi sürekli mutluluk ve sefahat için de yaşayıp her şeyi unutan kullarından etmesin....
Madem "Herşey Allah'tan" diyorsun, ve bunu kabul ediyorsun, sevgili kardeşim , neden "Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na ağır gelmez." diyerek kendini O'na teslim edip, dua ederek itminana ermiyorsun ?