"Mûsâ ümmetinden yetmiş kişi seçti, onları alıp huzura getirdi.Gelenlerin bu kabul şerefiyle yetinmeyip Allah’ı açıkça görmek istemeleri üzerine, onları şiddetli bir deprem yakaladı. Mûsâ: "Ya Rabbî! dedi, dileseydin beni de bunları da daha önce imha ederdin. Şimdi bizi aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı helâk mi edeceksin?Bu sırf Senin bir imtihanından ibarettir. Dilediğini bu imtihanla şaşırtır, dilediğine yol gösterirsin. Sensin bizim Mevla’mız! Affet bizi, merhamet eyle! Sen affedenlerin en hayırlısısın!" A'râf 155.Ayet
Başbakan, "Zanlı yakalanıyor, hemen sağına soluna birer kamu görevlisi giriyor. Ondan sonra saçını düzelt, sen çekil biz çektirelim. Bu ne sululuktur, bu ne gayri ciddiliktir. Kamuda görevli olacak ve sen bu işi bu noktaya taşıyacaksın. Ondan sonra benim kutsal bayrağımı eline tutuşturup medyada yayınlatacaksın." diye konuştu.

"Katilin koluna girmiş aile pozu verir gibi heyecanla üstünü başını düzelten asayiş görevlilerinin asla kötü niyetli olduklarına inanmıyorum. Belki o tür bir resmi servis yapanlar hakkında öyle düşünmeyebiliriz; ama izlediğimiz görüntülerde, medyada belirtildiği gibi bilinçli bir suçluyu markalaştırma, kahramanlaştırma girişimi olarak görmüyorum. Belki haberi sunan spikerin de belirttiği gibi; 'günün heyecanı içinde yapılmış bilinçsiz bir yanlış'tı. Hele hele olayın bu görevlilerin üzerine yıkılması, arkada, derinlerde aranan ilişkilerin bu insanlara fatura edilmesinden çekindiğimi açıkça ifade etmek isterim. Öyle ya, biz ki bir günde heyecana kapılıp Ermeni olan, sonra sakin kafayla düşünmek yerine aynı -halet-i ruhiyenin bize iyi gelmesinden midir nedir- şekilde devam eden bir ırkın ahfadı olarak, aranan sorumlular bulunmuşçasına resim çektirenlere abanılacağını beklemek abartılı olmaz. Ki bu satırları yazdığım esnada yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı bu tür yayınlar.
Yapılanın doğru olduğunu söylemiyorum şüphesiz. Tıpkı 'Hepimiz Ermeni miyiz?' yazımdan sonra 'yazık o mesajı algılamamışsınız' diye yazan, esasen yazımı algılayamayan arkadaşlara peşinen söyleyeyim yani. Hatta aksini düşünmekteyim. Katilin yakalanmasını kendi hanesine yazmanın telaşıyla yapılan bir yanlışlık, hadi 'aptallık' olduğunu söyleyeyim. 'Vatan toprağı kutsaldır yazısının altına geç' diye kurgu yapan zihniyet, 'bakın işte biz yakaladık, aha bu da kanıtıdır' derdinde olduğundan, yaptığı yanlışı görememektedir." Nedim Hazar, Bu Vatanı Sevmek, Zaman, 03.02.2007"