Psion Revo Plus

Tanışma :
2001 in sonbaharı, Opera.com da bir ankete katıldım, bir süre sonra mail geldi, "Tebrikler, Bizden Revo kazandınız bilgilerinizi yollar mısınız ?" diyerek. Başta tabii ki şok oldum, "acaba spam mı?" bile dedim :) Bir kaç hafta bekleyiş, posta gümrüğündeki 60 küsür milyonluk gümrük parası ile Psionuma kavuştum.

Genel bakış:
Psion (www.psion.com) , 1980 de İngiletere'de kurulmuş olan, mobil cihaz/kablosuz iletişim gurusu bir firma. 1984 yılında o zaman için bir çok ilk barındıraran Psion Organiser'ı çıkarmışlar. Bu ilki Psion Series5mx, Psion Series 7,Psion Revo ,Psion Revo Plus gibi mobil cihazlar takip etmiş. Şuan Psion kablosuz networkler ile uğraşmakla beraber %28 hissesinin bulunduğu, Nokia, Motorola, Panasonic ve Sony Ericsson ortaklığı olan Symbian firması tarafından geliştirelen Symbian OS cihazlara yazılım geliştiriyor. Bilindigi gib, symbian os nokia tarafında yeni nesil cep telefonlarında işletim sistemi olarak çok yaygın olarak kullanılıyor.

Revo, Psion firmasının tanımı ile "mobile internet organizer" . Bir el bilgisayarı olarak kendisinden beklenen herşeyi sağlıyor, büyük ekranının verdiği avantaj ile, veriye en güzel şekilde ulaşmanıza izin veriyor. Klavye ile veri girişi oldukça rahat, isterseniz sonradan kurabileceğiniz küçük programlarla , palm , ppc tarzı ekran klavyeleri de elde edebilirsiniz ( açıkcası pek cazip gelmiyor :) . Ekranın yanında bulunan kısımdaki alan ile , gene dokunmatik olarak menuleri açıp kapayabilir, kes yapıştır işlemlerini yapabilir, infra dan dosya alım ve gönderimini aktive edebilir, zoom in / out yapabilirsiniz.

Ekranın alt kısmında , gene dokunmatik olarak (başta bana çirkin gelmişti , daha doğrusu yakıştıramamıştım, profesyonel durmuyor diye :) ) ana programlara ve extras barı ile de yardımcı - sonradan kurulan programlara erişebilirsiniz.

Psion / Revo , Türkiye'de fazlaca tanınmasa kullanılmasa bile, dünya çapında çok fazla seveni, destekleyeni bulunuyor. Sürekli yeni programlar geliştiriliyor, EPOCDOS ile isterseniz ( ne gerek varsa :) ) dos kullanabilir, çeşitli emülatörler kullanabilirsiniz ( ben Sinclair Spectrum 16k makinamı emüle edip yad etmiştim ). Hatta Sourceforge.net te halen devam etmekte olan Revo icin bir linux sürümü projesini makinanıza kurabilirsiniz. Psionun var oluşundan beridir süre gelen OPL dili yardımı ile istediğiniz gibi program yazıp derleyebilmeniz. Yazacağınız programlar için internette gerekli tüm yardımı bulabilir, free library leri programlarınızda kullanabilirsiniz.

Bu ve bunun gibi özellikleri ile Psion Revo Plus, el bilgisayarı olarak gerekli hemen hemen tüm ihtiyaçlarımı görüyor.

( Yazının sonunda , en cok kullandığım , program konusunda yardım aldığım siteleri bulabilirsiniz. )

Özellikler ve Fikirlerim:

Boyutlar / Ağırlık : 157x79x17mm , 200 g. ağırlığı ile bir cep telefonu kadar rahat - en azından emektar 6110uma :) - taşınabilir.
İşlemci / Hafıza : ARM 710 @36 mhz. Açıkcası pgp dışında yavaş çalıştığını görmedim, pgp yerine de başka bir crypto kullanınca uninstall ettim. 16 mb belleği ile rahat kullanım imkanı veriyor.
Görüntü : 480 * 160 pixel mono display ,0,24 mm pixell genişliği ile güzel ve temiz bir görüntü sunuyor. Ekranın tek kötü yanı arka ışığının olmaması. Bu yuzden karanlıkta kullanım imkansız. Dokunmatik olan ekran Stylus benzeri kalemi ile rahat kullanım imkanı veriyor.
Klavye : 53 tuş Qwerty klavye . Fn, Menü , Scroll tuşları ile rahat kullanılıyor.
Ses : 23 mm hoparlor. Alarm olarak fazlası ile işlevini fazlasıyla yerine getiriyor ama daha fazla değil, yani bir PocketPC deki gibi mp3 zevkine dalabilmeniz imkansız desem yeridir.
Pil / Şarj : 2 x 700mAH AAA NiMH ile 14 saate kadar kullanım. Saat olarak kısa görünsede normal kullanımda 1 hafta kadar idare edebiliyor. Kendi sitesinde bir haftadan fazla diyor. Şarj aleti ile 2-3 saatte şarj edilebiliyor. Nadir şarj ettiğim ve de geceleri bu işi hallettiğim için açıkcası süreyi bilmiyorum :)
İşletim sistemi : Symbian tarafından geliştirilen EPOC R5 işletim sistemi.
Bağlantı : Psion 10 pinlik RS232 ( com port ) bağlantısı olan docking station ile 115K bağlantı imkanı veriyor Bazen Mocha PPP kullanarak evdeki PC den çıkış yapıyorum.. İstenirse infra portu üzerinden de kendi özel modemi ile bağlantı sağlayabiliyor. (Ama modem docking station gibi standart değil, ekstra pahalı.) , veya Wap veya GPRS destekli ve IRDAsı olan bir telefonunuz varsa , control panelden gerekli tanımlamaları yaparak IRDA ile nete çıkabilirsiniz.

Ana Programlar hakkında:

Today : Bulunduğunuz gün için yapılacak işleri , ajanda notlarını gösterir, ayrıca pil ve hafıza durumu hakkında bilgi verir.
Agenda : Ajandanızı , gün, hafta , meşgul durumu , yapılacak işler , yıldönümler olmak üzere 5 ayrı şekilde gösterir. Girilen ajanda kayıtlarına istedğiniz gibi Word , Sheet vb. dökümanları eklemenize izin verir. İsterseniz PC nizdeki Outlook, Lotus gibi programlarla da senkronize edebilirsiniz.
Contacts : Arama imkanları ile adres defteri.
Jotter : Hızlı not almak için not defteri olarak tanımlayabiliriz. Sarı notcuklara benzer bir mantıkla çalışıyor, farkı her tarafa yapışmıyor , sayfa sayfa çevriliyor.
Email : İnternet bağlantısı yaptığınızda , istediğiniz posta kutusuna direk ulaşmak için kullanabilir, PC niz ile senkronize edebilirsiniz.
Web : Basit ve rahat web browserı. Yanında gelen cd den bununla beraber Opera nın deneme sürümü de çıkıyor. İsterseniz java, css gibi w3 standardında destekleri ile opera browserı (www.opera.com) rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Phone : Adres defteri ile baglantılı olarak telefon defterinizi yönetebilir, infra ile telefonu direk çevirebilirsiniz.
Time : Bulunduğunuz şehri, en yakın alarmlarınızı kolaylıkla yönetmenize izin verir. Kendi üzerinde gelen haritası ile dünya saatlerine haritaya tıklamak veya menuden arama yapmak sureti ile ulaşabilirsiniz.

Gerekli Siteler :
http://www.revoworld.com
http://www.mirrormere.com/frevo
http://www.epoczone.com
http://www.epocworld.com
http://www.symbian.com
http://www.epocgamer.com

Teknik özellikler www.psion.com dan alınmıştır. Yazı içerisindeki bazı program tanımları için ise www.revoworld.com sitesinden faydalanılmıştır.

Atakan Eser
1 Ekim 2002

Ezik vs Bezik sipor

Öğlene doğru maçtan haberin olursa hazırlanamassın demiş büyüklerimiz. Millet 3 gün önceden gidip kamp yapıp son gün dinlenirken, biz kalktık eve geldik, ordan trafik manyakları arasından tutup Malıntepesine ulaştık. E böyle olunca sonuç belli :p

Maltepe deyip geçmeyin, trafik akşam vakti E5 de berbat oluyor. Varana kadar canınız çıktığı gibi birde adi halı sahayı bulmak için kasıyorsunuz. Her seferinde tutup bu yeri kiralıyorlar, birde vaktinde yetişmemizi bekliyorlar. Bende her seferinde birisine soruyorum yaklaşınca. Bu seferki şanslı insan sucuydu.

Hava acayip sıcak, antreman filan hak getire. Bizim elemanların alayından terler boşalıyor, önce 1-0, sonra 1-1, 2-1, 3-1, 4-1 derken olay koptu zaten. Karşı kaledeki panterden midir, yoksa kaleyi okumuşlarmıdır nedir bilemiyorum , belkide bizim yamukluğumuzdan ama adi top adi kaleye girmedi bi türlü. Bir ara Hakan 'kolluk' kardeşim naciz bedenlerini yerlere atıp perişan ediyorlardı. O yumrukları yere değil, kaleciye atsa belki daha iyi olurdu :)

Maçın zevkli olmasının yanında asıl zevki fotoğraf çekip olayı ölümsüzleştirme icraatımızda aldık herhalde. Kendimi yırttım "arkadaşlar 3 flaş çakacak ondan sonra dağılırsınız" diye, ama ne ben anlatabildim, nede GS nin maçına yetişmek için bi taraflarından dinleyen danalar anladı. Bakın gene diyorum 3 ulan 3. Siz 2. flaşta harekete yeltenip , 3 de uçmuş olursanız aşağıdaki resimler çıkar , tam hatıralık olarak.

Buyrun, Dana Milli Takımı, eksik kadro fotoğrafları ve altında takıldığım noktalar ;)

  • Vedatı görünce şok oldum birden, şoku savuşturmak için güldüm haliyle :))). Adam ColaTurka reklamındaki amcamın bıyıklanmış hali gibi olmuş. Tabi misillemeyi yedim hemen, "sen de saçları kestirmişsin ya".
  • Fatih aynı Fatih. Maç öncesinde seveyim dedim adam ani hareketimi görünce bir den iki üç adım geri fırladı. Sonradan yemin ettim de öyle yerine döndü. Bakın adam halen para sayıyor, bir de derki bu işlerden uzağım ve temizim. yok olmadı, gene bulandı su.

  • Öndeki hayalet üstteki resimlerde de faaliyette olan Ersinus domestikus kardeşimiz. Şimdi kardeşim dedim ama, kardeşim olmadığına seviniyorum :) Bir adam bu kadar mızıkçı olamaz diye düşünüyorsanız iki maç yapın görürsünüz gününüzü. Hatta iki maç fazla gelir tek maçta bitirirsiniz olayı. Mızıkçı filan ama tombik iyi top koştuyor, herhalde 5-6 gol attı bugün.
  • Sabo pek neşeli, abisinin kaseti çıkmış, liseye tayin olmuş, keyifler yerinde. Seyhan müziğe vermişler dağıtımı, pek sevmem kendilerini (Seyhan müziği) ama kaseti alıcaz artık (maçtan para artmış olamsı lazım :p demi fatiiii )
  • Bıyıklı adamın kim olduğunu biliyorsunuz ;)
  • Hakan mı nerde ? Fenerli olmasına rağmen Galata maçı için acele edip fotoğraf işini aradan çıkarmaya çalışıyor, bu resimde katkısı var yani.

  • Bu resmi sırf hayalet daha iyi görünüyor diye koydum. Her nekadar poz verir gibi duruyorsa da karşıdaki TV de maçı izliyor (kesin)
    Sevgilerle
    atakan
  • Atatürk ölmediiiii ....

    Minibüsdeydim , kalabalik baya , ayakta duruyorum ben de . Arkalardan bir ses gelmeye basladı .
    - Atatürk ölmediiiii yureğimde yaşıyooooor .
    Duyuyorum ama tam göremiyorum kimin söylediğini bir velet sesi geliyor işte . İnenler olunca ben de sesin geldiği tarafa doğru geçtim . Baktım üç - dört yaşlarında , sarışın (saçlar iki yandan at kuyruk yapılmış ) sevimlilik muskası gibi bir kız cocuğu babasının kucağına oturmuş şarkı söylüyor . Annesi de yanlarında ama soğuk gibi biraz , pencereden dışarıya bakıyor . Bu arada ufaklık devam ediyor
    - ... uygarlık savaşında bayraği o taşıyoooo .... ölmedin ölemeezsiiiin ( burada eller hayır , olmaz anlaminda sağa sola sallanıyor ) ölmediiin ölemezsiiin .
    Bu kadar tatlı bir çocuk olurmu yaa diye düşünürken bizim ufaklık başladı anlatmaya .

    cocuk : babaaaa ben Atatürk'ü çok seviyorum  .
    baba   : yaa öylemi vay vay vay .
    cocuk : babaaaa ben ruyamda Atatürk'ü gördüm biliyo musuuun ?
    baba : yaa bizi görmedin mi ?
    cocuk : yok sizi görmedim .Anlatayim miii ?
    baba : anlat bakalım .
    cocuk : şimdi ben burdayım ( eliyle solunu gosterir ) Ataturk de burda ( şimdi de sağını ) bi de karşıda polis var .
    baba  : eeee
    cocuk : şimdi polis ates ediyoooo ben Atatürk u koruyorum , önune geçiyorum .
    baba  : yaaaaa

    Bu sırada çocuk annesinin elini tuttu "anne sen babamın kolunu tut " deyip kolunu babasının koluna koyuverdi ( bi yandan da anne babasının arasını yapmaya calısıyor tam velet yav ) Ben bu nasıl bir çocuktur derken son bombasını da patlattı .

    baba : demek rüyanda Ataturk vardı ama biz yoktuk öylemi alacagın olsun .
    cocuk : yaaaa siz vardınııııııııız .
    baba : nerdeydik peki ?
    cocuk : siz vardınııııııız ııııııııııııı vardınıııııız amaaaa ııııııııııııııııı siz görünmezdiniiiiiiiiz .

    Ben bittim , koptum . zamane cocuğu böyle bişey oluyo heralde :))))

    long looong horn ...

    DedeKorkut (0:44 AM) :

    aa ustume iyilik saalıkk

    kolluk (0:45 AM) :

    hayirdir birader ruya filan mi gordun

    DedeKorkut (0:45 AM) :

    niyekine sordun bu zor soruytu

    DedeKorkut (0:46 AM) :

    niye niyeeeee

    kolluk (0:47 AM) :

    sebebini bilmek istemessin evlat

    DedeKorkut (0:48 AM) :

    sanırım buna dayanabilirim

    kolluk (0:48 AM) :

    bazen sebepleri bilmemek daha iyidir

    kolluk (0:48 AM) :

    dayanmak zorundasin hersey sana bagli

    kolluk (0:49 AM) :

    hey adamim yaopicakmisin yoksa baska birini mi ayarlayalim

    DedeKorkut (0:49 AM) :

    yaparıjm ama ben her zaman yalnız calısırım babalık

    DedeKorkut (0:50 AM) :

    sen bu parayla eddie murphy i bile tutamazsın

    DedeKorkut (0:51 AM) :

    baba mesgulsen ben kaccim

    kolluk (0:51 AM) :

    len zaten yanina adam koyacak paramiz olsa gider adam gibi birine

    teklif ederiz dimi

    kolluk (0:51 AM) :

    sen bizim ne kadar ekmek le oldigimiz o kadar koftesin

    DedeKorkut (0:52 AM) :

    sen bu sehirde benden iyisini bulamazsın...istersen sana bi bira ısmarliim ha ne dersin?

    DedeKorkut (0:52 AM) :

    ???

    kolluk (0:52 AM) :

    mesai saatinde icmem adamimi

    DedeKorkut (0:53 AM) :

    sieeee...patron su anda ucuncu karısıyla sevişiyodur bosver adamım...

    kolluk (0:54 AM) :

    o budala kadinin parasi icin yaninda oldugunun farkinda degil

    kolluk (0:54 AM) :

    lanet akli ne zaman basina gelicek acaba

    DedeKorkut (0:54 AM) :

    aslında kadının istedigi yalnızca para degil...rus gizli servisine calıstıgına dair belgeler var5

    DedeKorkut (0:55 AM) :

    bak ben bu sokakları senden daha iyi bilirim tamam mı daha bes yasında bi cocukken babam beni sokaga attı...iyi dostlarım vardır burda benim...çaylak...

    kolluk (0:56 AM) :

    vayy ...na koyim derdi turk bi arkadas vardi neyyork aciklarinda gemiden atlayip yuzerek

    girmisti ulkeye kanlisi geldi oldurdu onu burda

    dusunebiliyomusun adamim adamlar hala birbirlerini pşduruyolar

    kolluk (0:56 AM) :

    barbar bunlar oysa yasalar adalet

    kolluk (0:56 AM) :

    and justice for alll

    DedeKorkut (0:57 AM) :

    i...am...the...law....and i didnt like you at all...

    kolluk (0:57 AM) :

    me neither

    DedeKorkut (0:57 AM) :

    so what the fuck are you doing in my car?

    kolluk (0:59 AM) :

    ı dont know man ı've  just found myself here

    DedeKorkut (1:00 AM) :

    you know you are a moron...so you choose...my way or the highway??? bak bu baba oldu

    kolluk (1:00 AM) :

    abi otobanlara zam geldi ben your way gelim iki dakka

    DedeKorkut (1:01 AM) :

    baksana baba...su siteyi kuyllanmayı ogretmiyonuz ya micrisiftun kodlarını cozmek daha kolay gozukuyo namussuzum yaa

    kolluk (1:02 AM) :

    abicim iki dakka surmaz siteye kullanmaiyi ogrenmek

    kolluk (1:02 AM) :

    ben iki dakkada ogrendim e demekki maximum bu kadar suruyo

    DedeKorkut (1:02 AM) :

    bak sen

    DedeKorkut (1:02 AM) :

    est..napcam?

    kolluk (1:02 AM) :

    sen icerik gircen zaman haber ver ben senin kategoriyi koyim yerine

    kolluk (1:03 AM) :

    ya da gircen mi aceba

    DedeKorkut (1:03 AM) :

    haksızlık ediyosun...highway o zaman yallah

    kolluk (1:04 AM) :

    man i don't like talking too much

    kolluk (1:04 AM) :

    so lets get down the business

    DedeKorkut (1:04 AM) :

    ok..i quit

    kolluk (1:04 AM) :

    waity dont live me here alone in the dark

    DedeKorkut (1:04 AM) :

    i ll be one in some seconds and you ll still be thinking about sex:)))

    DedeKorkut (1:05 AM) :

    die in silence muhahaaaa

    kolluk (1:05 AM) :

    ebuveeevevev

    DedeKorkut (1:05 AM) :

    i m gonna confess that i ...always...loved your money babe...

    kolluk (1:06 AM) :

    damn you damn your shits

    kolluk (1:07 AM) :

    get out of my face man

    DedeKorkut (1:07 AM) :

    look you r gonna shit when i say you shit and you are gonna piss....

    kolluk (1:08 AM) :

    sir yess sirr

    DedeKorkut (1:08 AM) :

    sieeee ben yatıyom...

    DedeKorkut (1:08 AM) :

    foto girebilirmiyim ben şimdi siteye var ay ole bi bolum

    kolluk (1:08 AM) :

    abi ne diyon sitenin kullanisini anlatan bi mail doseniyimmi

    DedeKorkut (1:09 AM) :

    yaa zahnet olacak ama hemen sonuc vermezse sultanahmette asın beni

    kolluk (1:09 AM) :

    simdi girebilirsin ama ben sana ayrintilari anlatan bi mail atarsam bu is iki gun surmez

    kolluk (1:09 AM) :

    olar tamam yarin hazir mailin ornek filan da veririm icabinda

    DedeKorkut (1:09 AM) :

    ok baba...bana musaade o zaman...

    kolluk (1:09 AM) :

    hadi sseeeey youuuu

    DedeKorkut (1:09 AM) :

    salak muıamelesi de istemem..pffff...

    DedeKorkut (1:10 AM) :

    kolluk (1:10 AM) :

    bak misal ben bu klogu giricem siteye

    kolluk (1:10 AM) :

    ayip ediyon babaaaa

    kolluk (1:10 AM) :

    operim muckss

    DedeKorkut (1:10 AM) :

    ben de..haade...

     

     

    Dikili yolları

    19 Temmuz 2003 İstanbul - Dikili
    10:10 Evden çıkış
    10:11 BP -benzin
    Pompacı nasıl becerdi ise 2/5 oranında dolu depoya 44 litre benzin koydu. Boşken 46 litre benzin alan depo nasıl olduda o kadar benzin aldı şaşırdım vallahi. Hatta ödeme yaparken bilgisayardan ne kadar benzin konulmuş diye baktırtıp adamlara söyledim. Pompacıya sordular ben bişey yapmadım dedi, bende seni suçlamıyorum ortada/makinada bir problem var bir daha burdan benzin almicam dedim. Kaldı ki aylardır oradan benzin alıyordum. Neyse güle güle Fıstıkağacı BP
    10:25 Ersoy Bey cuma günü benim gözlüğümü alıp geri vermeyi unutmuş mecburen Kozyatağına girip ondan gözlüğü aldık, e yol ve vakit kaybı.
    10:29 Yola parasız çıkılmaz deyip Garanti den para çektik, bir önceki gün lastik taktırmak için para çekerken parmağımı yemişti bu sefer kaptırmadım :p
    11:07 Feribot iskelesi, adı mı ? Halıdere
    Bu arada 46 km olmuş
    11:49 Yalova iskeleye vardık. O kadar araç aynı anda Yalovaya hücum edince tek sıra tin tin tin harekete geçtik. Yolda polis, inzibat ne ararsan mevcut.

    Yalovanın çıkışındaki Bursa yolu epey güzel yapılmış, hız yapmaya elverişli. Geçen yıl 120 - 130 la yakalanmıştım iş görüşmesine giderken bu sefer 90-100 arası seyrederek gitmekte kararlıyız, Kendimi sınırlamayı öğrendim :) ayağım hız sabitleyici gibi çalışıyor artık, sollama durumları hariç 100 ün üstüne çok nadir çıktım tüm yol boyunca
    12:52 Bursa Sönmezler alışveriş merkezi, 3M migros. güneş yağı ve terlik almak gerekliymiş. Tabi Bayanların terlik seçmesi bile 10 dk alabiliyor :))
    13:36 Dayımlara uğradık. Yengem epey muhabbet bir kadın. Dayımın toplantısının bitip gelmesini beklerken hayatının hızlı bir hikayesini dinlemiş olduk.

    Onların da bavullar hazırdı. Meğer Bafraya gitmek için hazırlanmışlar. Tuncer Bey (dayım)  geldikten sonra yarım saat daha takıldık ve hep beraber, bir araba doğuya bir araba batıya gitmek için yola koyulduk.(15:54)
    16:xx Bursa - Balıkesir arası epey geniş ama bir o kadar da havadar bir yola sahip. Resmen araba sola kayıyor. Yok rot balans değil, bildiğiniz rüzgar dışa doğru itiyor.
    18:00 300 km olmasına rağmen depoda daha kımıldama yok. Acaba benzinciye boşuna mı kızdım diye şüphelenmeye başladım. Düşünüyorum da gene de imkansız o kadar benzini depoya koyması.
    18:30 Edremite 40 km kala bir su molası verelim dedik. Ayaklarım epey ağrımıştı iyi oldu. Hız sabitlemek kolay değil. Buraya kadar gördüğümüz polis-radar ikililerinin haddi hesabı yok. her düz yolun ortasında bir yerlerde mutlaka çevirme var. burda polis yoktur dedigin noktada bile çıkıveriyorlar, helal diyorum :)
    19:xx Edremite gidiş yönü çok güzel, göz alabildiğine Zeytin ağaçları bulunuyor. Yol boyunda Fora  zeytin işletmesini gördük, dönüşte zeytin ezmesi alıcaz inşaallah uğrayıp.

    Tabi zeytini aldıktan sonra ilerdeki mandıralardan birine uğrayıp koyun yoğurdunuda almayı ihmal etmemek lazım
    20:05 Dikili tabelasına geldik artık. Dikili denilen yer Midilli adasının tam karşısında kocaman bir koy. Biraz daha sakin-emekli-muhafazakar kesimin bulunduğu bir mekan. Plajda herçeşit insanı görmek mümkün, ister mayolu, ister haşemalı. Duyduğumuza göre Ayvalık'da (40 km geride) muhafazakarlara ters bakılırmış.

    Ev bulmamız çok zor olmadı. Emine'nin arkadaşları Serpil & Selim sağolsunlar yardımcı oldular. Batı Trakya göçmeni, Alamancı bir teyzenin üst katına yerleşmek için bir hafta kalacağız iki kişiyiz dememiz yeterli oldu. Anneme ve Ayten Teyzeye epey benziyor. nede olsa aynı tarafların nesli ;)
    Gecelik 30 milyon, 3 oda , mutfak banyo vs.

    Konular

    Aklımda Kalanlar

    Başımdan Geçenler

    Sevdiğim Yazılar

    Isa'ya

    Kendime Notlar

    Vizör

    Kitaplardan

    Diğer Yazılar

    Son Yorumlar

    Yazarlar

    Linkler

    Blog Arşivi