Medine'nin Gülü


Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi,
Hayâlin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serâp olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi.

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Rûhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anlasam, vuslata ne zaman ferman gelecek?.
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anlasam, vuslata ne zaman ferman gelecek?

Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver, pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri Cennet’e çeviren Gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri Cennet’e çeviren Gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyâdan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Rûhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki, güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur, hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!

Fethullah Gülen, Sızıntı, Temmuz 1996, Cilt 18, Sayı 210


dotProject kurduk, hadi MySQL'in yedeğini alalım.

MS'e göbekten bağlı olsak da arasıra diğer teknolojilere de göz kırpıyoruz. Mesai'nin büyük bölümü MS yörüngesinde geçse de arasıra karşı cephenin ürünlerini kullanmak gerekebiliyor (fanatiğine not: Firma için karşı cephe bu cephe yoktur, hangi platform firmaya değer katıyorsa o rahatlıkla kullanılabilir, bizler iş adamıyız, futbol fanatiği değil.). MS Project Server kurmayı denediniz mi ? Aman denemeyin, direk dotProject (www.dotproject.net) kurun kullanın.

dotProject kurmanın raconu var, Apache kuracaksın sonra PHP kuracaksın, peşine MySQL ekleyeceksin, sonra 3 ününde ayarlarını minimum efor ile halledeceksin. İnanın MS Project Server'dan daha kısa sürede ve daha rahat kuruluyor.

Projeyi kurdunuz, peşine projeleri girdiniz, peki verilerinizi nasıl yedekleyeceksiniz? MS Sql Server'daki gibi bir Enterprise Manager MySQL ile gelmediği için (ben bilmiyorum dedim ya yörüngemiz Microsoft.), komut satırı ile halletmeniz gerekiyor. Çok zor bir olay değil toplasan 4 satır eder :

  1. Start > Run > cmd
  2. cd \mysql\bin
  3. mysqldump -u root -p -A > TumVeritabanlari.sql
  4. root şifrenizi yazın, enter

İnanmayan için :

mysqldump komutuna isterseniz şu DB yi al gibi atraksiyonlarda yapabilirsiniz. Benim gibi üşengeçseniz -A deyip tüm hepsini bir sql dosyasi olarak (tüm şema ve veriler) alabilirsiniz.

Detaylı bilgi için : http://sunsite.mff.cuni.cz/MIRRORS/ftp.mysql.com/doc/en/mysqldump.html

 

Episode 1

Hayatta iki şeye inanmamışımdır ve de inanansımda gelmiyor.Birincisi Yemek Yarışmalarına     ikincisi g

üzellik yarışmalarına.ÇÜNKÜ GÜZELL

Erişti nevbahar eyyamı, açıldı gül-ü gülşen

Nevval SEVİNDİ - Zaman- (28.04.2006 CUMA)

Ordu’ya bağlı Kovancılı köyünde köylülerin çaput bağlayıp dilek tuttuğu 150 yıllık çınar ağacını yol yapımı için sökmek isteyenlere karşı direniş gerçekleştirilmiş.

Karayolları ekiplerinin iş makineleri önüne dizilen köylüler “Evliya ağacı kestirmeyiz” diye 2 metre çapında ve 7 metre uzunluğundaki çınarı korumaya çalışmışlar. Neyse çınar 15 metre ileri yeniden dikilerek mesele tatlıya bağlanmış. Ülkem çelişkilerden bir yumak halinde yuvarlanıp gidiyor. Bir yanda memleketin göbeğine zehirli varilleri gömen bir işadamı ve firması diğer yanda bir çınar ağacına gösterilen alaka. Bir ay bu sırrı adem elmasında saklayan ve yutkunmayan Bakanımız söylediğinde hemen adaletin ve yasaların çarkı dönecek sanır insan. Nerede? Memleketi zehirlemek bedava… Memleketi kirletmek politik yatırımlar kapsamında… Memleket zaten ev kadınlarının bütün çöpünü, pisini attığı sokaklar demek. Yoksa öyle değil diyen var mı?

En iyisi baharın güzelliğini anlamak için medyadan vazgeçeceksin. Ne oluyorsa olsun ben gidip erguvanları seyredeceğim demeli. Utangaç bir kızın yanaklarının hafif pembeliğine bürünmüş ağaçların tek tük serpildiği yeşile bakarak tavşan kanı çay içeceğim. Boğazın güzelliğinin tadına varmak için erguvanları bulacağım diyor içimdeki ses. Koşmaktan ter içinde kalmış bir genç kadının kızarmış yüzü rengindeki koyulmuş erguvanların şen şakrak sesine kulak vermek istiyorum. Her doğan çocuğa bir ağaç diken ve bebekle ağacı bir can sayan kültürümüzün anısına erguvana sarılıp ağlamak istiyorum. Kaybolan güzelliklere ve nezakete ağlamak geliyor içimden. O saatte imdadıma yetişiyor bir bilet. Van, Ahlat; Konya derken Anadolu’dan nezaket ve saygı topluyorum avuçlarıma. Yine de diyorum içi boşalmamış birileri var bu diyarlarda. Sorunlar olsa da, kültürel genler yaşıyor bari. 3 milyon laleye pek sevindim. Şu Lale Devri vur patlasın çal oynasın martavalından dolayı kültürümüzün en incelikli, latif dönemini bilemeden büyüttüler hepimizi. Nedim okumayan ve bilmeyen kuşakların incelmekten anladığı ancak diyet programı olur el hak!

Avrupa’nın ortaçağı yaşadığı dönemde, Osmanlılar şiiriyle, şarkısıyla, raksıyla laleyi benzersiz bir kültür hazinesine dönüştürmüş. Dünyada tek bir çiçeğin etrafında böylesine zengin ekonomik sektör yaratılmasına ve kültür üretilmesine bir daha rastlanmamıştır. Lale sıradan bir çiçek değildir. Biçiminde tasavvufun tanrısal gizemini, yaprağında bir dönemin ince şiirini, al renginde boynu vurulan zevklerin feryadını saklar. Yapraklarının dibindeki yanık lekede Türkiye tarihinin günümüze dek uzanan gizli çelişkisi tüter. Hollanda dünyanın her yanına lale ihraç ediyor, uluslararası lale şenlikleri düzenliyor. İnsanın içinden sormak geliyor: Hey Hollandalılar sizin hiç Lale devriniz oldu mu? Lale üstüne şiirler şarkılar yazdınız mı? Kızlarınıza Lale adını hiç verdiniz mi? Lale yetiştiren sadrazamların boynunu vurdunuz mu? Lale bahçelerini talan edip, lale yetiştirmekten korktuğunuz dönemler oldu mu? Siz laleyi lale sevdasını, lalenin ahını bilir misiniz? Bunların hepsini biz yaptık. Bizler, bu toprağın ince, soylu, hırçın, kaprisli ve kanlı çocukları. Laleyi çok sevdik ve sevdiğimiz çok şey gibi öldürdük.

Bu bahar 3 milyon lale seriverdik toprağa, ama lale Hollandalının kimliği olmuş. Tulip ismi bile soğanı gibi Türkiye’den gitmedir. “Tülbendi Turcica” Yani Türk tülbendi. Türk sarığı çağrışımından türemiş Flemenkçe Tulip. Onlar sahiplenmiş biz koca bir kültürü yok etmişiz. Tarih kitaplarına da zevk ü sefa devri diye geçirmişiz. Osmanlı saray bahçesinde lale şenliği yapar, İstanbul’a dört bir yandan akın edenlere ipekli kumaş ve lale soğanı satılırmış lale borsasında. Adı konmamış lale fuarının başkenti İstanbul’dur o zaman. 2010 kültür başkenti seçilen İstanbul belki o yıllara kadar lalesine, lalezarına sahip çıkar, erguvanlarını seyre dalar. Bir senfoni orkestrasını şair Nedim’in şiiriyle o ölümsüz besteyi çalacak: “Çerağan vakti geldi lalezarın didesi ruşen.” Çerağan donanma ve şenlik demektir. Lale bahçeleri onunla şenlenir demiş Nedim. Biz bu sırrı yeniden anlatabiliriz. Kaybettiğimiz Osmanlı genini yeni Türk lalelerinde yeniden sentezleyebiliriz gerçek bir İstanbullu olan Nedim’in şiirleriyle.

Remote Desktop (Uzak Masaüstü) portu nasıl değiştirilir.

Bu gizli bilginin de açığa çıkma vakti gelmiş ve dahi geçiyor idi ki , neyse duruma müdahale ettim.

  1. Registry Editor açılır (start > run > regedit)
  2. Şuraya gidilir .
    HKEY_LOCAL_MACHINE\System\CurrentControlSet\Control\TerminalServer\WinStations\RDP-Tcp\PortNumber
  3. Edit menüsünde, Modify kısmına tıklanır sonra Decimal seçilir
  4. Yeni port numarası yazılır.
  5. Kapatılır (burda kasıt Regedit'in kapatılması, siz makinayıda kapayın temiz olsun :)

Yazının Türkçe ifadeleri kendime ait olsa da, Deli Dumrul'un üstünde durduğu kaynak :  http://support.microsoft.com/default.aspx?scid=kb;en-us;Q306759

Konular

Aklımda Kalanlar

Başımdan Geçenler

Sevdiğim Yazılar

Isa'ya

Kendime Notlar

Vizör

Kitaplardan

Diğer Yazılar

Son Yorumlar

Yazarlar

Linkler

Blog Arşivi