Otoban

İzmit yolunda (her seferinde olduğu gibi yeniden) aklıma geldi yahu otoban değil burası patates tarlası. Yıllardır bu yolu tamir ederler, yıllardır da bir türlü düzelmez. Hele İzmiti geçip Sakaryaya doğru giderseniz kesin biryerlerde yol tek şeride iner sizi öbür tarafa atarlar biryerlere bakım yaparlar filan. Kimi yerlerde iki şeride düşer, kimi yerlerde yamadan geçilmez.

Bu halde iken yola mı bakacaksın, arkadan selektör yapan jeeplere mi ? Ne kadar çok SUV - arazi tipi araç var otobanlarda, kaptıran kaptırana. Normalde çok yakıyor,180 ile giderken kimse sana yetişemiyor ama sen yakıt parasına nasıl yetişiyorsun diyeceğim ama deposu 350'ye dolan bir aracın sahibi isen böyle şeyleri düşünmezsin herhalde.

Cüsselerine, yüklerine bakmadan, en sol şeritte önünüze atlayan koca koca tırlar, kamyonlar ve otobüslere ne demeli ? Küçüksün,uzun kısa da yapsan pek bir işe yaramaz, sadece belki 4 lülerini yakıp yahu çıktım işte ne yapcan veya özür dilerim çıkmış bulundum ayağına yatarlar. Sen 4 lüyü nasıl yorumlarsan. Mutluysan aha özür diledi dersin, mutsuzsan bak bide artislik yapıyor dersin. Hani kocaman projektörlerimiz olsa araçlarda. Bu gibi ani ve acil durumlarda,çıkmasanaaaa diye bağırırken çakıversek gözlerine. Hani şu stadyumlarda olanlardan olsa 1-2 tane, bir daha yola atlarlar mı acaba? Bunları düşünmek kolay da o adam selektör yapılmış tavşan gibi kitlenip kalırsa ne olacak onu da düşünmek lazım.

Bir de OGS gişelerinde niye halen duvarlar var. Belki 6-7 gişe var, istanbula girişte, sadece OGS işi gören. Hepsinin yanında iki koca duvar,arasından geçmen gerekiyor. Zaten tepeden çakıyorsun kimin geçtiğini, bir de önden arkadan filme alıyorsun, ne diye o duvarlar orada?

Yazının ana konsepti otoban olacaktı ama yolda aklımda olanların bir kısmı uçup gitti -balık akıl- geriye bunlar kaldı. Belki birgün hatırlar gene yazarım. Herneyse, sözün özü, otobanda olsa dikkatli gidin, değil araba önünüze bastonlu bir dede bile atlayabilir. Şaka değil, bir kaç yıl önce Gerede civarında bir dede bastonu ile atlamıştı önümüze, biz hız artırıp sola kırarak, dede önümüze düşmeden nerdeyse sıyırıp geçtik, dede bizim arkamızdan ipi göğüsleyen atlet gibi kafa eğilmiş bir şekilde kendini orta banket alanına attı, sonra kalbi durmuş mudur bilemiyorum...

YORUMLAR

Daha önce yorum yapılmamış

YORUM YAPIN

Konular

Aklımda Kalanlar

Başımdan Geçenler

Sevdiğim Yazılar

Isa'ya

Kendime Notlar

Vizör

Kitaplardan

Diğer Yazılar

Son Yorumlar

Yazarlar

Linkler

Blog Arşivi