Bir gecelik konaklamada bir şehir hakkında ne bilinebilir ki? Hele sadece 1 saat dolaşıldı ise...
Amasya'ya daha önceleri seyehatlerde geçiş olarak uğramış kayalarına vakıf olmuştum. Üzerinden geçen 10-15 yıla rağmen o ihtişamda benim için bir değişim olmamış 1000'lerce yıllık tarihinde olmadığı gibi.
Birisini tanımak için onunla ya yaşamalı ya yola çıkmalısın derler ya onun gibi benim Amasya ile olan ilişkim; bir gecelik konaklama, bir kaç kez yol üstünden geçme, 1 saatlik bir yürüyüş ve şehre hakim bir tepeden bir bakış. 1 gece turizm yaklaşımını az da olsa anlamama yettiği gibi belediyenin aslında çok da başarılı olmadığını düşünmeme yetti de arttı bile.
Bu sefer yalılarından, Yeşilırmak kıyısındaki tarihi evlerden birinde Mısır Konağında kaldık. Tarihi dokusu itibari ile şans olsa da canlı müzikli bir otel olması ve bizim de biri 3 aylık diğeri 4.5 yaşında iki çocukla giriş katında kalmamız biraz yorulmamıza sebep oldu. Kordon boyu dedikleri Yeşilırmak kıyısındaki tarihi konakların ne yazık ki ekserisi eğlence mekanı olarak çalışıyorlar, turizm güzel ama keşke Safranbolu modelindeki gibi daha gezilebilir daha sakin bir şekilde kalabilselermiş.
Şehri baştan başa geçen Yeşilırmağa baktıkça Eskişehir'in Porsuk Çayı'nı hatırladım. Şehrin ortasından geçen kara kuru ve pis bir su iken herkesin nefret ettiği, yöneticilerin gayreti ile herkesin parmakla gösterdiği bir sayfiye yerine dönmüştü Porsuk 3-4 yıl içinde. Şimdilerde içinde kayıklar dolanıyor, kenarındaki parklarda insanlar huzuru buluyorlar.

[Kanlıkavak parkı, Eskişehir 21.10.2012]
Cümlenin gidişi Yeşilırmağın kederini anlatmaya başlamıştı ama biraz daha net anlatayım; çamur renginde akan suya katkı yapmaya devam eden kanal suları bir yandan akarken, bir yandan suyun kenarlarda oluşturduğu yığınakları ve içinden geçen çer çöp parçalarını görürsünüz sahilden az aşağı yöne kafanızı çevirdiğinizde. Bu acaba dedirtir insana, acaba buranın yöneticileri bundan rahatsız değiller mi?

[Amasya Merkez, 07.07.2012]
Kafanızı yukarı çevirdiğinizde göz zevkinizi tam anlamı ile dolduran tarihi evleri, dar sokakları ile üzerinde kalesi olan heybeti dağın eteklerindeki "eski" veya daha doğrusu "eskimeyen" ve "masalın bir parçası" olarak "içinde yaşasayabilseydik" denilen Amasya, aşağıda ise yürek burkan bir su…

Her ne kadar olumsuzları söylesem de, Amasya gidip gezmeye ve içinde bir gün değil, belki bir hafta ayırıp huzur aramaya değecek bir şehir. Ayrıldıktan sonra 2 farklı aileye yolunuzu 50 km değiştirip bir Amasya'da konaklayın demem bundan olsa gerek.