2011'in son günlerinde artık yaşı ilerlemiş olan arabamı (aldığımda da yaşlı idi) yenileme bahanesi ile geniş araç bakmaya başladım. Sürecin sonu beni Kia Sorento'ya çıkardı. Yüksek bir araç kullanmak oldukça zevkli imiş. Özellikle arazi şartları zorlayınca daha da bir zevkli oluyor. Henüz çamurda denemesemde videolar bu konuda oldukça vaadedici şeyler anlatıyorlar.
İki hafta önce yağan ve daha sonra ara verip bu haftada bir kaç gün öncesine kadar İstanbul'u etkisi altına alan kar yağışı 4x4 testi için epey güzel ortam oluşturdu. Diğer araçların yokuşlarda kaldığı ortamda, veya ciddi kar yığılmış yerlerde zorlanmadan ilerlemek ve kar yağışının tadını çıkarmak oldukça tatmin edici bir deneyim. Zor yollardan geçebildiğini bilince 1 aylık kullanım sonunda en başta bende, sonra da çevremdekilerde "Jipimiz var, karda orda burda yolda kalmayız" algısı oluşturmaya başladı ki aslında biraz da normaldi bu algının oluşması. "Her engeli aşarım" düşüncesinin ne kadar sıkıntılar doğurabileceğini daha sonra yaşarak öğrenecektik.
Geçtiğimiz çarşamba akşamı, kar yağışı devam ederken eve kadar geldik komşum ile. Fırından ekmek alıp eve geçmekti niyetimiz. Fırının önündeki kaldırımın geniş tutulması ile oluşturulmuş geniş araç parkına girdik, ekmekleri aldık, aracımıza döndük. Arkada bir araba vardı, biraz geri manevra yaptım, sonra kar tipi halinde sensörler sıkıntılı olabiliyor çok zorlamayayım diyerek tam sol yapıp tekerin birisini kaldırımdan indiririm yüksek aracız birşey olmaz diye düşünerek ileri hamle yaptım. Bir anda ne olduysa oldu bir patırtı koptu, aracın önü bir engeli aştı düze indi. Dur ne oldu diyerek arabayı durdurup aşağı indik. Manzara pek hoş değildi. Baba tabir ettiğimiz taştan bir mantarın üstünden geçmişiz, sol teker yolda, sağ teker kaldırım üstünde ve mantar ön takım ile ortadaki şanzıman arasında boşta idi. Önce hafif hafif aşarız diyerek 4Low denilen ağır arazi şartı moduna getirip vitesi aşmayı denedik olmadı. Fırının önünde el arabasında yığılı odunları izinle alıp tekerlerin altına yığdık, karla beraber kaygan zemine rağmen aracı yükseltmeyi başardık ama yetmedi. Odunla yokladığımızda sallanan taşı minik bir kaldıraç ile yerinden çıkartmayı denedik ama zeminin altında da gayet uzun bir sapı varmış mesafe çıkartmaya yetmedi.
1 saat kadar karda suda debelendikten sonra, birisi "ileride oto tamirciler var, onlardan birisini alıp kriko ile kaldırsanız daha iyi olur, yoksa araç daha fazla zarar görecek" diyerek bizi içinde bulunduğumuz körlükten ve akıl tutulmasından kurtarıverdi. İş hayatında sıkça geçen ve çoğu yanlış hareketi izah ederken bize kolaylık sağlayan "işletme körlüğü" burada da devredeydi. Kimi projelere öyle gömülür gideriz ki, dışarıdan bir göz olmadan o proje uzar gider, ne neden uzadığını ne de nerede yanlış yaptığımızı görebiliriz. Ta ki dışarıdan bir yardım eli dokunana kadar. O el gelir, şirkete dokunur, projenin üstündeki miskinliği atar ve şurada şu hata var, burada bunun analizinde bir eksiklik var, şuradaki adamlar fazlalık, buradaki yatırım ise gereksiz diyerek süreci düzene sokar. Başta bu neden gerekli ki desek de görürüz ki sürecin içinde bürokrasi, iç siyaset, ego ve diğer bileşenler ile herkes sisin içine gömülmüş orada debelenip durmuş.
Debelenmenin bir fayda getirmeyeceğini dışarıdan bir sesle algılayınca, gidip şansımı denemeye karar verdim. 3 otomobil tamircisi "işimiz var, aracımız yok, krikomuz ağır, bir de yana sor" gibi bahaneler ile topu taca atınca, son kapı olarak lastik tamircisine girdim, hepsine dediğim şeyi "ücreti neyse ödemek kaydı ile" söylerek derdimi anlattım, yanındaki yardımcısı itiraz etse de usta benimle gelmeyi kabul etti. 10 dk. sonra araç havada taş dışarıda idi. Sonrasında aracı çıkardık, taşı yerine koyduk ve eve döndük. Elimizde sağlam bir tecrübe, ertesi akşam yatağa seren bir hastalık ve 10dk içinde girmemiz gereken eve 1.5 saat kadar geç girmekten dolayı merakla bekleyenleri sakinleştirme (karda çamurda debelenirken telefonlara bak(a)mama ve önemsememe dolayısı ile) işi kalmış oldu.
İşletme körlüğünden kurtulmanın en temel elementlerinden birisi "dışarıdan bakan" bir gözdür. Siz işin içinde debelendiğiniz için bulunduğunuz ortamdaki herşey artık o evren içinde normaldir ve olağan sürecini yaşamaktadır. Ta ki birisi gelip, şurada tamirci var gidip kriko alsanıza diyene kadar.
(İşletme körlüğünü proje ile bağdaştırsam da yerine göre iş yerinizdeki (veya evinizdeki) aslında ilk gören için göze batan "kablo sarkması","dağınık masalar", "açık bilgisayar kasaları" gibi düzensizliklere kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilir.)